28 Haziran 2017

Kibyra Antik Kentte 2 bin yıllık çeşme bulundu

Kibyra Antik Kentte 2 bin yıllık çeşme bulundu

KİBYRA’da 2 BİN YILLIK ÇEŞME BULUNDU

Tarih ve kültür kenti’ Burdur’un bu unvanı almasında büyük pay sahibi olan antik kentlerden biri olan, geçtiğimiz günlerde UNESCO’nun dünya mirası geçici listesine giren ilimiz Gölhisar ilçesindeki Kibyra antik kentinde iki bin yıllık çeşme bulundu. Son yıllarda yaptığı çıkışla Ağlasun Sagalassos antik kenti gibi adını sıkça duyurmaya başlayan, kültür turizminde önemli bir merkez olma potansiyeli taşıyan Kibyra, gün yüzüne çıkan yeni eserlerle arkeoloji gündemini belirlemeye devam ediyor.
2016 kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan çeşme, su aktığında Kibyra’yı tanıtma çalışmalarına ayrı bir katkı sağlayacak. Nitekim; Doğan Haber Ajansı (DHA Muhabiri Mesut Madan) ve Anadolu Ajansı (AA Muhabiri Orhan Kuzu) 22 Eylül 2016 Perşembe günü Kibyra için servis ettikleri özel haberlerde Kibyra antik kentinde ortaya çıkarılan çeşmeyi kamuoyuna duyururken, pek çok internet sitesi, gazetelerin web siteleri Kibyra kazılarına, son bulunan çeşme haberlerine geniş yer ayırdı.

Gölhisar Kibyra’da kazı başkanı Şükrü Özüdoğru ortaya çıkarılan çeşme hakkında gazetecilere bilgi verirken, Kibyra’yı ziyaret ederek kazı çalışmalarını ve çeşmeyi yerinde inceleyen MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz da yaptığı açıklamada çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

2 bin yıllık çeşmeden yeniden su akacak

Kibyra antik kenti’ndeki kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan 2 bin yıllık çeşmeden yeniden su akıtılması planlanıyor.

Gölhisar’daki Likya dönemi kentlerinden Kibyra Antik Kenti’nde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) tarafından 10 yıldır yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki bölümünde, kentin su ihtiyacının karşılandığı Erken Roma Dönemi’ne ait çeşme yapısı ortaya çıkarıldı. Yuvarlak plana sahip çeşme yapısının önemli bir bölümü ortaya çıkarılırken; yapının restore edilerek o dönemden günümüze geldiği belirtilen ve halen aktif olarak kullanılan yakındaki su kaynağının bu çeşmeden akıtılması planlanıyor.

Kibyra Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özüdoğru, gazetecilere yaptığı açıklamada, kazı çalışmalarını 2006’dan bu yana sürdürdüklerini hatırlatarak,“bu yıl ilk kez Agoranın üçüncü terasında kazı çalışmalarına başladık. Burada yuvarlak yapılı bir çeşme ortaya çıktı. Bu Kibyra için önemli, çünkü henüz ortaya çıkardığımız anıtsal bir çeşmemiz yoktu. Çeşmeyle, kentin su ihtiyacının nasıl karşılandığı, Agora’da mimari görsellik ve estetiğin nasıl yansıtıldığı bilgilerine ulaştık. Özellikle Agora’nın üçüncü terası, sosyal ve kültürel anlamda kentin kalbi sayılabilecek bir merkez. Çeşme için bu meydanın en görkemli anıtı diyebiliriz.” dedi.

Özüdoğru, sütunlarla taşınan konik çatıya sahip çeşmenin, mimari özellikleriyle Kibyra için ünik bir yapı oluşturduğunu vurguladı. Bu yıl çeşme yapısının kazı çalışmalarını tamamladıklarını anlatan Özüdoğru, şöyle devam etti: “Umuyorum önümüzdeki yıl restorasyon projesi hazırlanacak. 2018 itibarıyla, antik dönemde kentin su ihtiyacını karşılayan ve günümüzde faal olarak kullanılan Böğrüdelik Yaylası’ndaki suyun, agorada ortaya çıkarılan bu yeni çeşme yapısından akıtılması planlanıyor. Bu yolla, özellikle turizm amaçlı kente gelen ziyaretçilerin, çeşmenin hem mimarisi hem işlevini tam olarak algılaması sağlanacak.”

Roma döneminde, milattan sonra 23 yılında Kibyra’da meydana gelen büyük deprem sonrası kentin yeniden planlanıp kurulduğuna işaret eden Özüdoğru, çeşmenin depremden sonra yapıldığını sözlerine ekledi.

“Fıskiye dediğimiz fonksiyonu icra ediyor”

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz da Kibyra’da bu yılki kazı çalışmalarının bir hafta sonra biteceğini söyledi. Korkmaz, “Bu yıl birkaç noktada süren kazı çalışmalarında, ilk defa ortaya çıkan bir çeşmemiz var. Çeşme, buradaki nüfus hareketine bağlı olarak değişik dönemlerde büyümüş.” diye konuştu.

‘ÇEŞMENİN İKİ TEMEL FONKSİYONU VAR’

Korkmaz, “İlk defa ortaya çıkan bir çeşmemiz var. Çeşme buradaki nüfus hareketine bağlı olarak değişik dönemlerde büyümüş. Çeşmenin iki temel fonksiyonu var. Bunlardan birincisi şehrin merkezi bir noktasında bir sosyal mekan olması anlamında bugünkü fıskiye dediğimiz fonksiyonu da icra ediyor. Çeşmenin bulunduğu agora bölgesi insanların gelip burada zaman geçirdikleri bir bölge. İkincisi de değişik tahliye sistemleriyle şehrin su, kanalizasyon sisteminin amacını da ortaya koyuyor” dedi.

‘ÜNİK BİR YAPI’

Çeşmenin yuvarlak planlı, sütunlarla taşınan yuvarlak konik bir çatıya sahip olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Özüdoğru, bu mimari özellikleriyle de çeşmenin Kibyra için ünik (tek) bir yapı olduğunu vurguladı. Bu yıl çeşme yapısının kazı çalışmalarını tamamladıklarını, önümüzdeki yıl da restorasyon projesi hazırlanacağını belirten Yrd. Doç. Dr. Özüdoğru, “Hedefimiz burada da antik dönemdeki gibi bugün hala aktif kullanılan su kaynağından getirilen suyun sembolik olarak çeşmeden akıtılmasını sağlamak. Bunun da özellikle turizm amaçlı kente gelen ziyaretçiler tarafından hem mimarisinin hem işlevinin tam olarak algılanmasını sağlamak olacak hedefimiz. Roma döneminde özellikle Kibyra’da M.S. 23 yılında büyük bir deprem oluyor. Kent yeniden planlanıp, kuruluyor. Bu aşamada inşa edilmiş ilk evresiyle bir çeşme. M.S. 6’ncı yüzyıldan itibaren bir Roma kentinden Bizans kentine dönüş süreci var Kibyra’da. Bu süreci de özellikle çeşme ve etrafındaki Bizans dönemine ait yapılarla belgelemiş olduk. Bu tür yapılar antik kentlerde özellikle Roma İmparatorluğu döneminde özellikle bu tür meydanları süsleyen görkemli anıtlar daha çok plastik eserler dediğimiz heykellerle süslenebiliyor. Kibyra’nın yuvarlak planlı çeşmesinde de su, yatan iki heykelin altından akıyor. Böyle bir estetik ve görsellik sağlanmış.” bilgilerini paylaştı.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir